

Bölüm Adı: The National Anthem(Milli Marş)
Süresi: 42 dakika
Yayın Tarihi: 4 Aralık 2011

Olayımız İngiltere'de geçiyor. Halk arasında 'Prenses Susannah' olarak bilinen düşes bir psikopat tarafından kaçırılır ve kıza bir mesaj okutur. Bu mesaj bütün ülkeyi şoke eder. Çünkü bu psikopatın başbakandan çok ilginç ve iğrenç bir isteği vardır. Çeşitli yollar denerler başbakanı bu pozisyona sokmamak için fakat her seferinde teknolojinin çabuk yayılabilirliği yüzünden planları suya düşer ve bu fidyeci tarafından anlaşılır. Sonunda başbakan isteği gerçekleştirir. Kız kurtulur ama aslında kıza hiçbir zarar verilmemiştir. Sonu mutlu bitiyor gibi gözükse de buruk bir yanı da göreceksiniz.

Micheal Callow(Rory Kinnear)
Bölümün ilk sahnesinden son sahnesine kadar izleyici ile iç içe olan karakterimiz, başbakan rolünü canlandırmaktadır. Prensesin kaçırılmasından sonra psikopatın iğrenç isteği ile yüz yüze gelen Micheal, bu isteği yapmamakta kararlıydı. Lakin, ekibinin yapmış olduğu yanlış hareketler ve verdiği saçma kararlar ile halkın eleştiri oklarını üstüne çekti. Mecburen bu isteği yerine getirdi. Hayatı boyunca mutlu gözüktü fakat hiçbir zaman bu olayın etkisinden çıkamadı.
Alex Cairns(Lindsey Duncan)
Bölümde başbakan Micheal Callow'un baş danışmanlığını üstlenen Alex Cairns, yaptığı hatalar ile tabir-i caizse Micheal'in başını yakmıştır. Yaptığı her hareket hatalı olan Alex, her seferinde ''Micheal, hep senin iyiliğini düşündüm.'' dese de aslında düşündüğü tek şey Kraliçe'nin gözündeki değeriydi. Ekipteki diğer çalışanlara hiç dikkat etmeyip her bilgiyi direk söylemesi bilginin hızlıca başkalarına yayılmasına ve de halktaki huzursuzluğun artmasına sebep olmuştur. Micheal'in mecburen gerçekleştiği çirkin olaydan sonra olayın bir detayının gerçek yüzünü öğrendikten sonra o raporu dosyadan sildirtip Micheal'e söylememesi de karakterimizin yüzünü ortaya çıkarmıştır.
Ben bu bölümü ilk izlediğimde etrafa şaşkın gözlerle baka baka izlemiştim. Bu bölüm psikolojinizi öylesine bozuyor ki 2-3 gün diziyi izleyesiniz gelmiyor ama gerçekten söyleyebilirim ki verdiği mesaj açısından en iyi 5-6 dizi arasında yer bulabilecek bir yapıt.
Micheal'ın yaşadığı trajik olaylar ve çaresizlik ortaya o kadar güzel serilmiş ki insanın nutku tutuluyor. Verilen her kararın hayatımızdaki etkisi çok güzel işlenmiş.
Teknolojinin zararları bölümde geniş bir yerde tutulmuş. YouTube'de paylaşılan kaçırılma videosu, o videonun çeşitli sosyal medya siteleri aracılığı ile yayılması ve yapılan planların Twitter'a atılan bir fotoğraf yüzünden suya düşmesi zaten olayı bizlere özetliyor.
İnsanların o iğrenç videoyu canlı yayında izledikten sonra verdikleri tepkiler ve o sırada çalan müzik insanı öylesine etkiliyor ki etkisinden 1-2 hafta çıkamıyorsunuz.
Müzik demişken; müzik seçimi de gerçekten kusursuz yapılmış bu bölümde. Dizi yapımcıları insanları nasıl etkileyebileceklerini çok iyi analiz etmişler bana kalırsa. Müzikler insanı öyle bir umutsuzluğa ve karamsarlığa sürüklüyor ki... Siz de izleyince bana hak vereceksiniz.
Bölümün sonunda, Micheal'in yani başbakanın mutlu olduğu ve ülkede sevildiği gösteriliyor. Olayın 1. yıldönümünde yayınlanan haberler bunu gösteriyor. Eşiyle mutlu olan Micheal kameralara gülümseyerek poz veriyor ama işte eve girdikten sonra her şey değişiyor. Eşi onun yüzüne bile bakmadan odaya çıkıyor. Micheal üzgün bir şekilde ve tekrar bir karamsar müzik giriyor. Buradan anlıyoruz ki Micheal olayın şokunu atlatmış gibi gözükse de içerde hala o olayın etkisi büyük.
Sonuç olarak bu bölümde bize verilen mesaj şu:
''Teknolojiye kendinizi fazla kaptırmayın, hayata her açıdan daha güzel bakın.''
8.2/10
Bir sonraki bölümün incelemesi ile karşınızda olacağım. Yazı serimizi takip etmeyi unutmayın iyi seyirler.
Birinci sezon birlikte yayınlandığı için bütün sezonun trailerini atıyorum. Çok anlamlı bir trailer olmuş izlemenizi kesinlikle tavsiye ediyorum. Hoşça kalın!



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder